|
|
 |
|
İlkeleri |
| |
|
TEMEL İLKELERİ |
| |
|
Cumhuriyetçilik |
|
ATATÜRK devrimleri arasında siyasi bir devrim
niteliğindedir. Çok uluslu bir İmparatorluktan Türkiye ulus
devletine geçiş gerçekleştirilmiş. Böylece modern
Türkiye'nin ulusal kimliği kazandırılmıştır. Kemalizm
Türkiye için yalnızca Cumhuriyet rejimini tanımaktadır.
Atatürk bunun yolunu, kısaca halkın kendi kendisini
idaresi, yani demokrasi demek olan Cumhuriyet’te görmüştür. |
|
|
|
Milliyetçilik |
|
Ekim
1912'de Balkan Savaşı
başlayınca Mustafa Kemal
Gelibolu ve Bolayır'daki
birliklerle savaşa
katıldı. Dimetoka ve
Edirne'nin geri
alınışında büyük
hizmetleri görüldü. 1913
yılında Sofya
Ateşemiliterliğine
atandı. Bu görevde iken
1914 yılında yarbaylığa
yükseldi.
Ateşemiliterlik görevi
Ocak 1915'te sona erdi.
Bu sırada I. Dünya
Savaşı başlamış, Osmanlı
İmparatorluğu savaşa
girmek zorunda kalmıştı.
Mustafa Kemal 19. Tümeni
kurmak üzere Tekirdağ'da
görevlendirildi. |
|
|
|
Halkçılık |
|
Gerek içeriği gerekse hedefleri açısından bakıldığında,
Cumhuriyet Devrimi ayrıca bir sosyal devrim niteliği de
taşır. Bu devrim seçkin bir grup tarafından genel olarak
halka yönelik bir biçimde gerçekleştirilmişti. Başta İsviçre
Medeni Kanunu olmak üzere, Batı kanunlarının Türkiye'de
uygulamaya konulmasıyla birlikte kadınların statüsünde köklü
değişiklikler olmuş, 1934 yılında kabul edilen bir kanun ile
kadınlar seçme ve seçilme hakkını almışlardır. Atatürk
çeşitli ortamlarda, Türkiye'nin gerçek yöneticilerinin
köylüler olduğunu söylemiştir. Aslında bu durum Türkiye için
bir gerçek olmaktan çok bir hedef niteliğindedir. Halkçılık
ilkesi sınıf ayrıcalıklarına ve sınıf farklılıklarına karşı
olmak ve hiçbir bireyin, ailenin, sınıfın veya
organizasyonun diğerlerinin daha üzerinde olmasını kabul
etmemek demektir. Halkçılık, Türk vatandaşlığı olarak ifade
edilen bir fikre dayanır. Gurur ile birleşen vatandaşlık
fikri, halkın daha fazla çalışması için gerekli psikolojik
teşviki sağlar, birlik fikrinin ve ulusal bir kimliğin
kazanılmasına yardımcı olur. |
|
|
|
Devletçilik |
|
Mustafa Kemal ATATÜRK yapmış olduğu açıklamalarda ve
politikalarında Türkiye'nin bir bütün olarak
modernizasyonunun ekonomik ve teknolojik gelişmeye önemli
ölçüde bağlı olduğunu ifade etmiştir. Bu bağlamda,
devletçilik ilkesinin de devletin ülkenin genel ekonomik
faaliyetlerini düzenlenmesi ve özel sektörün girmek
istemediği alanlara veya özel sektörün yetersiz kaldığı
alanlara veya ulusal çıkarların gerekli kıldığı alanlara
yine devletin girmesi gerektiği anlamında yorumlanmaktadır.
Ancak, devletçilik ilkesinin uygulanmasında, devlet yalnızca
ekonomik faaliyetlerin temel kaynağını teşkil etmemiş, aynı
zamanda ülkenin büyük sanayi kuruluşlarının da sahibi
olmuştur. |
|
|
|
Sayfalar: [1] [2]
[3] |
|
|
|
|  |
|